Menu
RSS
Antalya Baro Başkanı Polat Balkan Hastaneden Taburcu Oldu

Antalya Baro Başkanı Polat Balkan Hastaneden Tabur…

Geçtiğimiz hafta kontrollerini...

Antalya'nın Özel Harekat Şehidi Toprağa Verildi

Antalya'nın Özel Harekat Şehidi Toprağa Verildi

Hakkari'nin Yüksekova ilçesind...

Korkuteli’nde Pozitif Vaka Sayısı 15’e Yükseldi

Korkuteli’nde Pozitif Vaka Sayısı 15’e Yükseldi

Korkuteli Kaymakamı Ömer Çimşi...

Antalya Baro Başkanı Polat Balkan Ameliyata Girdi

Antalya Baro Başkanı Polat Balkan Ameliyata Girdi

Antalya Baro Başkanı Polat Bal...

Antalya’da Korona Virüs Denetimi Bin 500 Polisin Katılımıyla Başladı

Antalya’da Korona Virüs Denetimi Bin 500 Polisin K…

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu...

Antalya Sahillerinde Eskiye Dönüş: Yoğunluk Eski Günleri Aratmadı

Antalya Sahillerinde Eskiye Dönüş: Yoğunluk Eski G…

Antalya’da Kurban Bayramı tati...

Prev Next

Antalya’da Kadınlar Seçme ve Seçilme Hakkı’nın Yıldönümünde Ata’ya Çelenk Sundular

Antalya’da Kadınlar Seçme ve Seçilme Hakkı’nın Yıldönümünde Ata’ya Çelenk Sundular

Antalya’nın önde gelen kadınları, 5 Aralık 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkı verilişinin 85’nci yılını kutladı. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği Antalya Şubesi ve Antalya Kent Konseyi öncülüğünde bir araya gelen Antalyalı kadınlar, Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı önüne çelenk bıraktı.

Kutlamaya Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD) Antalya Şube Başkanı Ayla Yüksel ve Antalya Kent Konseyi Başkanı Semanur Kurt’un yanı sıra, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Oktay Başaran, CHP Antalya İl Başkanı Ahmet Kumbul,

CHP Ankara eski milletvekili Aylin Nazlıaka ve çok sayıda kadın katıldı. Nazlıaka, Kadın Bakanlığı kurulmasını istedi.

Ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk devletinin temellerini kurarken, modern toplumun gerektirdiği haklar ve sorumluluklara sahip kadın tipini yaratacak reformlar başlattığını söyleyen TÜKD Antalya Şube Başkanı Ayla Yüksel,

“Kadın sorunu, Atatürk’ün çağdaşlığı yakalamak için verdiği savaşın ana konularından biri olmuştur ve kademeli olarak Türk kadınına haklarını vermek için bir dizi yasa çıkarılmıştır. Bunlar, 1924 yılında Tevhid-i Tedrisat Kanunu, 1926 yılında Türk Medeni Kanunu,

1930 yılında kadına belediye seçimlerine katılma hakkı veren kanun ve 1934’te kadınlara seçme ve seçilme hakkını veren kanundur. Böylece Türk kadını büyük Atatürk sayesinde birçok Avrupalı kadından önce seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştur.

Ancak oran olarak hiçbir zaman siyasi ve sosyolojik bir anlam taşıyacak seviyeye ulaşamamıştır” dedi.

Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de siyaset ve siyasi kurumlarda erkeklerin egemen olduğuna dikkat çeken Yüksel, “Geçtiğimiz yüzyıldan kalan bürokratik, otoriter sistem henüz ne dünyada ne de Türkiye’de aşılabilmiş değil.

2000’li yılların bilgi toplumunun kadınların egemen olduğu bir toplum olacağı ifade ediliyor. Bugün iş hayatında, politikada olsun erkek olmanın avantajı hızla kaybolma yolunda.

Türk kadınları cumhuriyetin kuruluşundan bu yana toplumdaki yeni rolleri için ağır ağır ve sabırla hazırlanmışlardır. Toplum yaşamının her dalında tecrübe kazanmışlardır. Artık hizmet sektöründe durdurulamayacak bir yükselişe geçmişlerdir.

Bu gelişme siyasete de yansıyacaktır” diyerek önümüzdeki yıllarda politikada kadın sayısının artmasını diledi.

Kadınların kendilerine verilen hak ve özgürlüklerin bilincinde olması gerektiğini de vurgulayan Yüksel, “Kadın politikalarının sürekliliği sağlanmalı. Kadına karşı her türlü ayrımcılık önlenmeli. Siyasi partiler kadın komisyonları ile ilgili yasal değişiklik yapmalı.

Partilerin her kademesinde karar ve yürütme organlarında kadınlar olmalı. Kadınların yerel yönetimlere katılımı artırılmalı. Bir ulus kadına verdiği değer kadar değerlidir, kadına gösterdiği saygı kadar saygıya değerdir. Toplumda verdiği yer, siyasette ayırdığı pay kadar çağdaştır.

Politik yozlaşma ekonomik yazlaşmayı getirir. Ekonomik yozlaşma yoluyla da her türlü ahlaki değerlerin, rüşvetin, hırsızlığın ortaya çıkacağı gerçeği vardır” şeklinde konuştu.

Tarihten örnekler vererek Türk toplumundaki kadının yerine ve mücadelesine dikkat çeken Antalya Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Avukat Eylem Has ise, Atatürk’ün kadınlara hak ettiği itibarı vereceğini konuşmalarında sıklıkla dile getirdiğini söyledi.

Kadınların her konuda yükselmesinin sağlanması gerektiğini vurgulayan Atatürk’ün ‘Kadınlar sosyal hayatta erkeklerle beraber yürüyerek birbirinin yardımcısı ve destekçisi olacaklardır’ sözünü hatırlatarak, “Ülkemizde kadının siyasette de var olma talebi birçok ülkeye öncülük etmiştir.

Kadınlar ilk kez 1930’da çıkarılan Belediye Kanunu’yla belediye seçimlerine katılma, 1934’te yapılan değişiklikle de milletvekili seçme ve seçilme hakkını elde etmiştir. Bu hakkın yasalaşması, kadının yaşamın her alanında eşit hak ve ödevlere sahip olduğunun da kabulüdür” dedi.

Fiili uygulamaların hakkın kullanımını engellemekte olduğunu ve bu nedenle de hakka erişimin güçleştiğini söyleyen Has, “Kayıtsız şartsız kadına oy verme hakkını birçok ülkeden önce tanıyan ülkemizde maalesef kadınların

seçme ve seçilme oranı ve kadının temsiliyetinin niteliği yetersizdir. Çalışmaya, üretmeye, başarı sağlamaya hazır olan kadınların yetenek, sezgi ve iş gücünü atıl bırakmaya zorlamak çağdışıdır, akılcı değildir. Kadının siyasal yaşama aktif katılımını sağlamak ödevimizdir.

Toplumsal cinsiyet eşitliğinin benimsenmesi ve tüm kesimlerde, kurum ve kuruluşlarda fiili olarak hayata geçirilmesinin sağlanması, kadının toplumun her alanında eşit koşullarda etkin şekilde var olması için gerekliliktir” dedi.

“Kadın kadının yurdudur demeliyiz” diyen CHP Ankara eski milletvekili Aylin Nazlıaka ise, “Birbirimize omuz vererek birbirimizi yükseltmeliyiz” dedi. Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinden dolayı gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ve

bu uğurda mücadele eden kadınlara teşekkür eden Nazlıaka, kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildikten sonra gerçekleştirilen ilk seçimde parlamentoya 18 kadının girdiğini hatırlattı.

O dönemde parlamentodaki sayıya göre bunun yüzde 4.6’ya denk geldiğini söyleyen Nazlıaka, o günden 2018 yılındaki genel seçime kadar meclise toplam 10 bin 733 erkeğe karşılık sadece 579 kadının girdiğine dikkat çekti.

Bunun oransal olarak yüzde 5’e tekabül ettiğine işaret eden Nazlıaka, “Bir arpa boyu yol katedememişiz” ifadelerini kullandı.

Rakam vererek karşılaştırma yapmaya devam eden Nazlıaka, “Bugüne kadar 29 başbakanımız oldu. Bunlardan sadece 1’i kadındı. 572 banımızdan sadece 25’i kadındı. Kabinede en fazla temsiliyet 3 kadınla sağlanabildi.

O da çok kısa bir dönem. Bir kadın bakanlığımız vardı. Fakat içerisinden kadını kaldırdılar. Kadını aile içerisinde eriterek Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na dönüştürdüler.

Yetmedi, bir torbanın içerisine kadını, çocuğu, aileyi, çalışma hayatını koydular Bakanlığın ismini Çalışma ve Aile Bakanlığı’na dönüştürdüler. Türkiye’de kadın, her geçen gün daha da gerileyen haklara sahip olma noktasında” dedi.   

“Kadın Bakanlığı istiyoruz” diyen Nazlıaka, şunları dile getirdi:

“Kadının adını önceleyen ve içinde kadın kelimesi geçen bir bakanlık istiyoruz. Kota değil parite istiyoruz. Yani yüzde 50-50 temsiliyet istiyoruz. Atatürk ‘Bir toplum kadın ve erkek olmak üzere iki cinsten oluşur’ diyor. O zaman hayatın her alanında eşitlik istiyoruz.

Kadınların ekonomik özgürlüğe sahip olabilmesini, eğitim hayatında var olabilmesini ve toplumun her alanında temsil edilebilmesini teminat altına almalıyız. Çalışma hayatındaki kadınlarımızın eşit işi eşit ücret almasını sağlamalıyız.

Bugün Türkiye’de her 2 kadından biri kayıt dışı çalıştırılıyor. Kadınlar en çok hizmet ve tarım sektöründe çalışıyor. Tarım sektörü kayıt dışılığın en çok olduğu sektör. Toplumun yarısının yok sayıldığı bir ülkede demokrasiden bahsedebilir miyiz?

O halde demokrasi mücadelesini, katılımcılığı, hep birlikte sağlamalı onun için hep birlikte mücadele etmeliyiz. Hiçbirimiz hepimiz kadar güçlü değiliz.”

yukarı çık
0
Paylaşım